Sol Sütun
Sağ Sütun

24 Eylül 2021, Cuma

Erzurum'un Ulusal'daki Yüzü Erzurum Arena Gazetesi

SAMİMİ BİR OTOBİYOGRAFİ

Merhaba Erzurum Arena gazetesinin değerli okurları. Öncelikle bana bu fırsatı veren Burak Codur Beyefendi’ye teşekkür ederim. Beni bilen bilir bilmeyenler için kendimi takdim edeyim.

Aslen Erzurumluyum ama ortaokul iki sonrasında Fethiye’de yaşadım,  liseyi burada bitirdim sonrasında Atatürk Üniversitesi’nde” Makine Teknikerliği”, İstanbul Üniversitesi’nde  “Metalurji ve Malzeme Mühendisliği”  okudum. Babam ticaretle uğraşırdı ve çocukluğum boyunca babamın dükkânında ona yardım edip sorumluluk aldım. Daha ortaokuldayken babam kuyumcu dükkânını bana bırakır giderdi. Döndüğünde ise beni satış yapmış bulurdu. Üstelik İngiliz’e, Alman’a… Erzurum’dan gelirken ne İngilizcesi ne Almancası olmayan ben, iki pratik kitap ile, bu iki dili, günlük konuşma ve kuyumculuğa özel konularda çözmüştüm. Belki çocukluğun verdiği sempatikliği de kullanarak, turistlerin dikkatini çekiyor, cesaretimle de onları etkiliyordum. Böylece satış yapmam çok kolaylaşıyordu. Babamın esnaf arkadaşları beni dükkânlarına transfer etmek istiyorlardı daha o yaştayken.

                Okuldayken çok parlak bir öğrenci olduğum söylenemez. İlkokulda hiçbir ödevimi yapmazdım. İlkokuldaki tek başarım okuma yazmaya ilk çıkan öğrenci olup, kırmızı kurdele almak olmuştu. Ortaokulda çalışmadan başarılıydım önceleri. Ama Fethiye’ye taşındığımızda aslında daha önce çok yüksek notlar aldığım, Matematik, İngilizce ve Müzik derslerinde aslında çok yetersiz olduğum anlaşıldı. Müzik dersinde tüm sınıf senkronize bir şekilde flüt çalıyordu. Oysa ben daha elime bile almamıştım. Öğretmen bana öğretmesi için bir öğrenciyi görevlendirdi. Ama o bırakın bana öğretmeyi, yüzüme bile bakmamıştı. Doğudan geldiğim için kimse beni sevmiyor, aralarına kabul etmiyordu. Üstelik yaşça hepsinden küçüktüm. Ben çaresiz eve gidip müzik kitabını açıp okudum. Kitap çok ayrıntılı öğretiyordu. Tüm notaları ve üfleme şeklini öğrendim. Ertesi hafta herkesle beraber flüt çalıyordum. Ben bile şaşırdım. Öğretmen bana öğrettiğini zannettiği arkadaşıma bir de üstüne teşekkür etmişti.

 Bazen derslerde söz alır konuyla ilgili Erzurum’dan söz ederdim. Bana hep gülerlerdi. Bir gün dayanamayıp, Edebiyat öğretmeni Deniz Hanım’dan izin isteyip tahtaya çıktım. Dedim ki arkadaşlar neye gülüyorsunuz? Ben bir şehirden geldim. Bizim tiyatromuz var, sinemamız var, fuarımız var… Siz tarladan eve, evden tarlaya gidiyorsunuz. Erzurum’un güzelliklerini duymak istemeyen varsa bir daha söz etmeyeceğim, söz veriyorum dedim. Tek bir arkadaş parmak kaldırdı. Ona dürüstlüğü için teşekkür edip bir daha bahsetmedim memleketimden. Ben otururken tüm sınıf beni alkışlıyordu. Yine şaşkındım. Teneffüste benimle konuşmak için adeta birbirleriyle yarıştılar. Sonra bir arkadaşım doğum gününe davet etti beni. Çok mutluydum. Başarmıştım. Sonunda beni de aralarına kabul etmişlerdi.

                Liseye geçtiğimde yine çok parlak bir öğrenci değildim. Derslerden kalmazdım ama çok yüksek notlar da almazdım. Babam veliler toplantısına gitmiş bir gün. Tarih öğretmenim “Sizin kızınızdan birkaç öğrenci daha olsa bu lisenin şanı artar” demiş. Fizik öğretmenim ise; “Lütfen derslere gelmesin yok yazmayacağım” demiş. Babam ne yapacağını bilemez bir halde eve geldi. Kızım sana kızayım mı, seni takdir mi edeyim bilmiyorum dedi şaşkınlıkla. Tarihe olan ilgimden dolayı  örnek öğrenci olarak gösterilirken,  fizik dersindeki yaramazlıklarım yüzünden de aksi fikirle karşılaşmıştı babam. Neyse okulu güzel güzel bitirmeye yakınken birden disipline verildiğimi öğrendim. Sebebi bir dersten devamsızlık yapmış olmam gösterilse de aslında farklı siyasi düşünceye sahip bir müdür muavininin, bizleri cezalandırma çabasıydı. O gün o dönemki başbakanın mitingi vardı. Disipline verilenlerin tamamı ceza yedi. Ben ise cezama dürüstçe itiraz ederek sıyrıldım. Beni “Bir derse girip bir derse girmemek ve sınıfın huzurunu bozmak” ile suçluyorlardı. Öğrencilerin çoğu yalan beyanlarda bulunmuş hasta olduğunu falan söylemişti. Ben ise tüm derslere girmediğim için kimsenin huzurunu bozmadığımı yazmıştım savunmamda. Beni bununla cezalandıramazsınız diye de sözlü savunmamda eklemiştim. Bir tek benim ceza almamam o an için mucize gibiydi. Oysa yıllar sonra anladım ki savunmamı doğru yapmıştım. Bir kez daha bir handikaptan sıyrılmıştım. Liseyi kredili sistem sayesinde 2.5 yılda bitirmiş ancak bu boşluk benim tembelleşmeme ve iyice boş vermeme sebep oldu.

Annem beni dershaneye yazdırdı. İlk deneme sınavında iyi bir puan aldığım için, özel sınıfa vermiştim. Ama bir süre sonra tembelliğim yüzünden beni o sınıftan attılar. Herkes harıl harıl çalışıyordu ama benim hiç ders çalışmaya niyetim yoktu. Annem ve babam çalıştıkları için evin sorumluluğu da omuzlarıma binmişti. Bir hedefim yoktu sanki. Biraz ergenlik bunalımındaydım. Sonuçta üniversite sınavından çok iyi bir puan alamadım. En azından benim okumak istediğim şehir olan İstanbul’a yetmiyordu. Annem özel üniversiteye göndermek istedi. Ben istemedim. O zamanlar sadece aptallar özel üniversitede okur gibi bir imaj vardı kafamda. Tabii bu fikrim zamanla değişti.  Sonra yaz tatiline Erzurum’a geldim. Hem de müzik sınavlarına girecektim. Özel bir hoca tuttum birkaç saat ders aldım ama daha ilk sınavda sondan 3. Oldum J Sonradan anladım ki bu sınavlara yıllarca hazırlananlar var. Kuzenlerle memleketimde çok eğleniyordum. Üniversitede çalışan birkaç da arkadaş edinmiştim. Onların da yönlendirmeleriyle Erzurum’da ek kontenjandan Makine bölümüne girdim. Bu bölümde çok değerli hocalarım da vardı. Aklı tam başında olmayan konuya hakim olmayan bir iki hoca da. Sonra burada okumamaya karar verdim. Biletimi aldım, dolabımı topladım. Anneme arayıp kararımı bildirdim. Annem “Gelirsen bir daha üniversiteye gitmeyi unut dedi.” Sesi çok kararlı geliyordu. Ağlayarak valizimi boşalttım, bileti geri verdim. Okula gitmeye devam ettim. Bu arada YÖK yeni bir karar çıkarmış ve artık meslek liselerinden üniversitelerin ilgili ön lisans bölümlerine sınavsız geçiş hakkı tanımıştı.  Bu haksızlıktı. Kantinde bir arkadaşım isyan ederek bunu anlattı bana. Ben de ne yapabiliriz diye sordum. Bana dedi ki o zaman bu okul teknik eğitim fakültesi olsun. Bizler de mağdur olmayalım. Ben daha 17 yaşındaydım. Dedim ki gidip yüksekokulun müdürüyle ben konuşurum. Heyecanlı bir şekilde okul müdürünün odasına koştum. Kapıyı çaldım. Makamında oğlu oturmuş bilgisayarla oynuyor, o da karşı tarafta telefonla konuşuyordu. Bana kafa işaretiyle geçip oturmamı söyledi. Beklemeye başladım. Bizim müdür birilerine ev satmaya çalışıyordu. Neyse konuşması bitince gelip beni dinledi. Heyecanıma gülümsedi ve bunun olmasının çok zor olduğunu okulun öyle bir alt yapısının olmadığını söyledi. Ben de ona belli ki sizin zaten çok daha önemli işleriniz var yine de teşekkür ederim deyip odayı terk ettim. Sonra durumu arkadaşıma anlattım. Başka bir çare bulmalıydık ama ne olacaktı bu çare? Konuyu yavaş yavaş sınıftakilere yaymaya başladık. Sonra bir dernek kurmaya karar verdik. Makine teknikerleri derneği. Başına da bir arkadaşımızın abisi olan o zaman Ziraat fakültesinde de tekniker olarak görev yapan Abdullah abiyi getirdik. Her ay düzenli aidat toplayıp dernek harcamalarında kullandık. Tek harcamamız Abdullah abiyi Ankara’ya gönderip hakkımızı savunmaktı. Abdullah abi sağolsun çok uğraştı. Madem burası fakülte olamıyor o zaman mezun öğrencilere yeni bir hak tanınsın da mühendisliğe geçiş yapılsın bu sınav sayesinde diye.  Neyse ertesi sene çabalarımız meyve verdi ve Dikey Geçiş Sınavının yapılacağı açıklandı. Hatta ilk dershanesi de Erzurum’da açılmıştı. Başarmıştık. Hala bugün geçerli olan bu sınavı hakkımızı savunarak elde etmiştik. Bölümü beşincilikle bitirmiştim. O sene sınava annemin zoruyla gidip girdim. Sınavda derece yaptım ve ilk tercihime girdim. Kendime güvenip İTÜ Makineyi yazsam şimdi orayı bitirmiş olacaktım. Ama yazmamıştım. Hatırlarsanız o zamanlar sınavlara girmeden tercihler yapılır sonra sınavlara girerdik.

Derken kendimi İstanbul’da buldum. Yine ortalama bir öğrenci, yine sonradan okula gelmiş biri…  Ama vazgeçmedim hiç. Kararlı adımlarla okul bitti. Okul bittikten sonra bir süre iş aradım. İstediğim şartlarda bir iş bulamadım. Sonra ailemin yanına geri döndüm. Bir iki başarısız denemem oldu. Başkalarının yanında çalışmayı beceremedim. Sonra ailem Erzurum’a geri dönmeye karar verdi. Tam o esnada bir arkadaşım aradı ve beni İstanbul’a bir iş için çağırdı. Koşarak gittim. En son Fethiye’de yöneticiliğini yaptığım büro mobilya mağazasına yılın en çok büyüyen şirketi ödülünü aldırdığım halde, işten çıkarılmıştım. Babam bana haksızlık yaptıklarını düşünmüş olacak ki benden habersiz Erzurum’da böyle bir mağaza açmayı ve işin başına da beni koymayı çoktan kafasına koymuştu. Ben İstanbul’da çalışmaya başlamıştım ki beni aradı babam. Kızım “dükkânı tuttum, içini yaptırdım 6 aylık kirayı peşin verdim, ben bu işten anlamam ister gel işin başına geç, istersen ben ailemizin parasını batırayım” derken bana başka çare bırakmamıştı. Önce gidip eski işin referansıyla bir bayilik aldık. Sonra kolları sıvayıp işe başladık.

 Bu arada ben eski okuluma gidip çok değer verdiğim Ersin hocamı ziyaret ettim. O da beni yüreklendirdi ve “Serap sen akıllı bir kızsın yüksek lisans yapsana hem bana da projelerde yardımın olur” dedi. Ben de o vesileyle yüksek lisans için sınava girdim ve o yıl bir taraftan da yüksek lisansa başladım. İşler yolunda gidiyordu. Ben kurumdan kuruma koşturuyor, yaptığım işlerden referanslar alarak büyümeye devam ediyordum. Bu arada “Siyaset Akademisi” adı altında Türkiye’de ilk defa bir parti hem belediye başkanlarına eğitim vermek hem de yeni siyasetçiler yetiştirmek amacıyla bir eğitim veriyordu. Annem bunu duymuş ve beni oraya yazdırmıştı. Ben önce gitmek istememiş ama sonra gitmeye karar vermiştim. Bu sayede birçok bakan, milletvekili, belediye başkanı ve kişisel gelişim uzmanından dersler almış, birçok insan tanımıştım. Sonra parti kadın kolları başkanının teklifiyle bir sonraki dönem yönetime girdim. Böylece siyasette ilk adımı atmıştım. Ertesi yıl belediye meclis üyesi olmuş ve ticari çevrem sayesinde de birkaç dernekte kurucu üye, esnaf sanatkârlarda mobilyacılar odasında denetim kurulun başkanlığına seçilmiştim. Durmadan çalışıyor ayda neredeyse farklı yirminin üstünde toplantıya katılıyordum.  Artık neredeyse her yerde tanınıyordum.  Yine bu sayede bugün biri vali, biri MKYK üyesi, biri iş kadını, biri sosyolog, biri de önceki dönem Özürlüler Genel Müdürlüğü yapmış olan Türkiye’den 7 kadının katıldığı Türkiye-Avusturya Kadın Platform Üyeliği görevini üstlendim.  Şansım yaver gitmişti. İyi bir aileye sahip olmam, okuduğum yüzlerce kitap, aldığım eğitim, yabancı dilim, özgüvenim, insanlarla olan iletişimim, iyi İngilizcem de tüm bunları tetiklemişti.  Bir taraftan işe güce koştururken bir taraftan da Yüksek lisans ders kısmını bitirmiştim bile. Ders kısmı kolaydı ama iş tez kısmına geldiğinde çok zorlandım. Çünkü tez yazmak motivasyon, disiplin, fedakârlık ve çok büyük mesai gerektiriyordu. Üstelik asistan birinin eline bırakmıştı hocam her şeyi.  O da kafasına göre tavır takınıyor, saatlerimi yiyor ama sonra da bugün artık yapamayız yarın gel diyordu. Bu böyle defalarca devam edince ben artık işin peşini bıraktım. Hocama da bir şey söylemek istemiyordum. Şikâyet etmek etik olmazdı. Yıllar sonra anlattım ama yıllarım gitmişti. Bu konuda hala hakkımı helal etmiyorum. Bilin isterim. Zar zor bitirdim yüksek lisansı. Hayatımdaki en büyük başarısızlığımdır, payının büyük kısmı bende olmayan.

Velhasıl ALES’e girip yeterli bir puan alıp üniversiteye girmeyi de nasip etti Allah. Böylece bize hem siyaset hem de ticaretin yolları da kapandı. Kendimi öğrencilerime adadım. Soğuduğum akademik kimliğimi bir tarafa bırakıp öğrencilerime nasıl faydalı olurum bunun peşine düştüm. Şimdi tekrar akademik ilerleme yoluna girdim. Doktora ders aşamasını bitirdim. Akademik dünyayla ilgili anlatacak çok şey var da şimdilik bende kalsın… Artık amacım hem akademik olarak ilerlemek hem de öğrencilerime ve vatanıma faydalı olabilmek. Karınca misali ne kadar su taşıyabilirsem. Sizleri yordum biliyorum. Hepsini okuduysanız sizi alkışlıyor ve teşekkür ediyorum. Bir sonraki yazımda başarılı olmanın yollarını naçizane anlatmaya çalışacağım. Sevgiyle kalın.  Hoşçakalın.

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

  • Zeki ATLİ

    Zeki ATLİ 07.12.2020 10:37

    Rabbim yolunuzu açık etsin hocam. Vatana millete hayırlı bireyler yetiştirmeniz dileğiyle ☺️

  • Fatma YILDIRIM KÖMÜRCÜ

    Fatma YILDIRIM KÖMÜRCÜ 07.12.2020 11:21

    Dik duruşuyla,örnek davranışları ile tanıdığım sevgili hocam ,otobiyografisi ilede beni tekrar gururlandırdı.

  • Yusuf Sunar

    Yusuf Sunar 07.12.2020 12:07

    Samimiyetinize hayran kaldım. Okuduğum en samimi otobiyografi başarılarınız devamını dilerim.

  • Hasan KABA

    Hasan KABA 07.12.2020 12:17

    Değerli arkadaşım yazını soluksuz okudu m.Kalemine ve de yüreğine sağlık.Ne mutlu seninle aynı sınıfı paylaşmış olmak. Başarılarının devamını dilerim.

  • Yasemin

    Yasemin 07.12.2020 14:42

    Süpersiniz. Tebrik ederim.

  • Baran Kaya

    Baran Kaya 07.12.2020 14:55

    Makalenin devamını heyecanla bekliyorum.Ne kadar adil, fedakar, bilgili, mükemmel bir öğretmen olduğunuzu herkes bilsin. Biz öğrencileriniz gerçekten çok şanslıydık. ????

  • Ayşe gürcan

    Ayşe gürcan 07.12.2020 21:02

    Serapcım seni tebrik ediyorum ve çok seviyorum yüreği güzel kuzımız başarıların daim olsun

  • Zafer Taş

    Zafer Taş 07.12.2020 21:49

    Hiç birşey tesadüf değildir ..Ektikleriniz filiz vermeye başlamış..Tebrikler.

  • Şahap Çakır

    Şahap Çakır 07.12.2020 21:52

    Hocam kaleminize sağlık keyifle okudum başarılar dilerim

  • Ömer Menderes ACAR

    Ömer Menderes ACAR 07.12.2020 22:13

    Öncelikle ilk makale denemenizdeki başarınızdan dolayı tebrik ediyor, bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Zatı alinizle Meclis Üyesi olmanız hasebiyle,tanışma fırsatı bulduğum için kendimi şanslı adlediyorum. Her alanda olduğu gibi yazarlık deneyiminizde de başarılı olacağınıza inancım tamdır.Başarılarınız daim olsun inşallah...

  • Turgay Ata

    Turgay Ata 07.12.2020 23:15

    Güzel bir derslik yazı olmuş. Kutluyor, diğer yazılarınızı sabırsızlıkla beklediğimi belirtmek isterim. Saygılarımla

  • Oğuz Ender

    Oğuz Ender 08.12.2020 00:09

    Değerli kardeşim, seni ilk tanıdığımda bende bıraktığın intiba; zekân, kabiliyetin, sabrın ve dürüstlüğündü. Makalende de zaten bu özelliklerini teyit ediyorsun. Memleketin senin gibilere ihtiyacı aşikardır. İyi ki varsın

  • Hediye Özakalın

    Hediye Özakalın 08.12.2020 00:14

    Ablacığım yazını okudum soluksuz bir şekilde gerçekten muhteşem bir yazı kendine yaşadıkları sosyal olayları çok güzel dille ifade etmişsin ama eksik bir yanı var insanlar okuyarak her meslek sahibi olabilir ama insan olmak Rabbimin verdiği bir özelliktir o yüzden çok iyi kalpli çok merhametli çok iyi bir örnek insan olduğumu yazmamışsın gerçekten insanlar okuyarak okul bitirerek eğitim alarak her şey olabilir ama insanlığın okulu yok o Rabbimin verdiği insanlara bir özellik seni çok seviyorum yüreği güzel canım kardeşim inşallah toplamda senin gibi gençlerimizin sayısı çok olur da diğer gençlerimize örnek olursunuz arzu ettiğin her şey gerçek olsun başarıların daim olsun ????????????????❤️????????????

  • Keziban Koca

    Keziban Koca 10.12.2020 04:38

    Güzel arkadaşım bilmediğim neler olmuş. Ah bu öğretmenlerimiz,sadece bizi eleştirmişler. Ben senin başaracağını biliyordum. Sürekli derslere katılır, tenefüste bile çalıştığını görürdüm. Haksız da çıkmadım çok şükür.. Daha çok başarılar elde edeceğine de eminim. Rabbim yolunu açık etsin..

  • DURHAN EMECAN

    DURHAN EMECAN 10.12.2020 21:54

    Biyografinizi bir solukta okudum. Azmin sonu zaferdir. Başarılarının devamını diliyorum kızım.

  • Yusuf Alper Karaöz

    Yusuf Alper Karaöz 13.12.2020 19:54

    Seninle gurur duyuyorum Rabbimin bana emaneti, ülkemiz için, insanlık için, hayatının, yetiştirdiğin öğrencilerine örnek olması dileğiyle

  • Bülent Yıldırım

    Bülent Yıldırım 30.12.2020 19:20

    Değerli hocam bize sizin gibi dik durmayı ve pes etmemeyi öğretttiniz.Sizin gibi insanların sayısı artması dileğiyle ????

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık