Sol Sütun
Sağ Sütun
Site En Üst

04 Aralık 2020, Cuma

Erzurum'un Ulusal'daki Yüzü Erzurum Arena Gazetesi

Hz. Muhammed ve Kör Adam

Hz. MUHAMMED VE KÖR ADAM

Efendimiz (sav), kavminin, akrabalarının, içinden çıktığı toplumun, beraber olduğu, belki birlikte üzülüp birlikte neşelendiği, küçüklüğünü, gençliğini güven ve anlayış içerisinde beraber yaşadığı insanların, kendisine “Emin” dedikleri halde peygamberliğine inanmamalarına, Allah’a iman etmemelerine, onları bekleyen acı sonu düşünerek çok üzülüyordu.

Hz. Peygamber kendisi için hiçbir şey istemiyordu. Ne makam, ne para, ne pul. Hiçbir şey ama hiçbir şey talep etmiyordu. Oysa bunu zaten kendisine teklif etmişlerdi. “Seni liderimiz yapalım, en güzel kadınları verelim, para verelim, bu düşüncenden vazgeç!” demişlerdi. O, bunları elinin tersiyle itmiş, şöyle demişti:

“Bir elime Ay’ı, bir elime Güneş’i verseniz, ben yine davamdan vazgeçmem!”

Onun bütün isteği, kavminin ve tüm insanların, kendisine bile iyiliği dokunamayacak olan cansız putları bırakıp, bütün aracıları terk edip, tek olan Allah’a inanmaları ve kendisinin de O’nun Resûlü ve elçisi olduğuna iman etmeleri idi.

Tabii bu basit gibi görünüyor ama bu demek, insanların bütün eski alışkanlıklarını değiştirmeleri, içkiyi, fuhşu, nefislerine zulmederek keyif aldıklarını sandıkları kumar, bahis, kibir ne varsa bütün yanlışlıkları terk etmeleri demekti. Eski alışkanlıklarından vazgeçmeleri, kibri, enaniyeti bırakıp emin dahi olsa, yetim olan birinin sözüne biat etmeleri çok ağırlarına gidiyordu. 

Helvadan yaptıkları putlar vardı, onlara tapıyor, isteyince yiyorlardı. Bu yüzden bu durum, yani kendi elleriyle yapıp, isterlerse parçalayabileceklerini herkesin bildiği, canları çektiğinde yiyebildikleri putlara tapınmak fazla enaniyetlerine dokunmuyor, egolarına zarar vermiyordu. Kavmin ileri gelenleri inanç sistemini kendi işlerine geldiği gibi yorumluyor, dini kendilerine uyduruyorlardı.  O yüzden sorun olmuyordu. Bu atmosferde insanlar yeni dine karşı ciddi direnç gösteriyorlar, iki cihan güneşi ise sorumluluklarının bilinciyle çırpınıyor, acaba ikna edebilir miyim? acaba ateşten kurtarabilir miyim? diye, canhıraşane insanlara anlatmaya çalışıyordu.

Yine bir gün insanlara Allah’ı ve dinin güzelliklerini anlatırken, belki de düğümün çözüleceği noktada, yanına biri geldi. Bu kişi kör biriydi. Soru sormak, bir şeyler öğrenmek istiyordu. Efendiler efendisi kendisi ile ilgili değil, dini, Allah’ı anlatma konusundaki meşguliyetinden ötürü ona zaman ayıramadı, sözünü bitirmeye çalıştı. O sırada kör olan zat, belki durumu da iyi değerlendiremeyip, daha fazla beklemeden oradan ayrıldı.

Bu durum belki şefkat-i İlahi’ye dokundu, ibret vesikası kıldı, belki o kişinin o anda Müslüman olmasını murad etti hikmetinden sual olunmaz, ayet nazil oldu:

“Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,  Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek. Kendini muhtaç hissetmeyene gelince; Sen, ona yöneliyorsun. (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!

Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun. Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür. Dileyen ondan öğüt alır. O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir. Kahrolası (inkârcı) insan! Ne nankördür o!” (Abese, 80/ 1-17)

Ayet nazil olunca Efendimiz gidip, az önce yanına gelen ve kendisinin ilgilenemediği o kör kişiyi buldu. Pişmanlığını, mahcubiyetini beyan etti.

Resulûllah’ı dinleyen kişi ise büsbütün eridi, çürüdü, kurudu. Allah’ın kendisi için, insanların pek dikkate almadıkları kör bir kişi için ayet nazil etmesine, bunun için en sevgili kulunu ikaz etmesine ve kendisinin peşine göndermesine hayret etti. Kalbi yerinden çıkacak gibi oldu. Sevincini yere göğe haykırmak istedi, ne yapacağını bilemedi. Sanki nurdan bir hale haline gelmişti, sanki zaman donmuş, bütün sırlar açığa çıkmıştı.

Gönül kanatlarını açtı ve imana uçtu… “Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resulûllah!''

 
Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

  • Neşet Albez

    Neşet Albez 29.04.2020 16:18

    Amenna ve Saddakna inanıp iman getirmişiz, Rabbim onları ama yapsada, kalp gözleri açıktır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık