Sol Sütun
Sağ Sütun
Site En Üst

17 Nisan 2021, Cumartesi

Erzurum'un Ulusal'daki Yüzü Erzurum Arena Gazetesi

MUHSİN FAHRİZADE SUİKASTI VE ABD

27 Kasım 2020 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’ın Abserd bölgesinde gerçekleştirilen  Muhsin Fahrizade suikastı, İran, bölge ve dünya açısından değişik politik, askeri ve ekonomik gelişmelerin habercisi olarak değerlendirilebilir.

İran Genel Kurmay Başkanı Kasım Süleymani suikastı ile askeri ve istihbarat açısından zor durumda bırakılan İran, en önemli fizikçisi, savunma bakan yardımcısı ve nükleer programının mimarı bir bilim insanının suikastle öldürülmesi ile de bilimsel, siyasi ve nükleer güç olma açısından önemli bir yara almıştır.

Bölge açısından suikastın değerlendirilmesi İsrail bağlantılı olarak yapılabilir. Kendisi de nükleer silaha sahip olan İsrail bu suikast ile İran gibi İslâm coğrafyasının büyük ülkelerinden birisi olan ve kendisiyle düşmanlık içerisinde olan İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellemeye çalışmaktadır. Bunun şimdi yapılması ise İran’ın sosyo-ekonomik olarak uygulanan ambargolardan dolayı zor günlerden geçiyor olması ve ABD başkanı Donalt Trump’ın 20 Ocak 2021 tarihinde görevi bırakacak olmasıyla ilişkilidir.

Bu suikast, göreve geldiği günden beri İsrail’i özenle koruyan ve destekleyen Trump’ın giderayak bir anlamda son görevini yapmaya çalışmasıdır. Çünkü, kendisinden sonra ABD başkanlığı görevini devralacak olan Joe Biden’ın İran ve bölge politikalarının farklı olacağı tahmin edilmektedir.

Trump sonrası ABD’nin İran’a yönelik politikasının farklılaşabileceğini, Barack Hussein Obama döneminin CIA direktörü John Brennan’ın twitter hesabından Fahrizade suikastine yönelik olarak yaptığı açıklamalar doğrulamaktadır. Brennan bu suikastı, “büyük bir suç, pervasız bir eylem ve uluslararası hukukun ihlali” olarak değerlendirdikten sonra İran yönetimine de şu telkinde bulunmaktadır: “İran yönetimi, sorumluluk sahibi Amerikan liderliğinin küresel ölçekte dönüşünü bekleyecek kadar erdemli olmalı ve potansiyel faillere karşı harekete geçme tavsiyelerine direnmelidir”. Bu açıklama ile İran’a şu mesaj verilmektedir;  “karşı bir suikast hareketi yapma demokratların gelişini bekle, seninle anlaşacağız”.

Demek ki ABD bölgede yeni oyunlar kurmak ve uygulamak istemektedir. ABD’nin Biden döneminde tekrar küresel politikalara geri döneceği ve her bölgedeki gelişmelere yönelik politikaları ile tekrar varlığını hissettirmeye çalışacağı anlaşılmaktadır. ABD’nin  bölgede uygulayacağı yeni oyunlar veya stratejilerde aşağıdaki politikalar yaşanabilecektir.

1-Karabağ Savaşında yanlış politika güden Fransa, seçim ve pandemi sürecinden dolayı konunun uzağında kalan ABD gibi ülkeler, İran ile nükleer anlaşmaya giderek bölgede etkinliğini iyice pekiştiren Rusya’yı yalnızlaştırma çabasına girebilirler. Diğer bir değişle, Rusya ile İran’ı birbirinden uzaklaştırma yönünde çaba sarfedebileceklerdir. İran Karabağ Savaşında özellikle içerideki Azerbaycan Türklerini dikkate alarak resmi politikasını şekillendirmek zorunda kalmasının yanında, İsrail-Azerbaycan yakınlaşmasında da rahatsızlık duymaktaydı. Bu nedenle, bölgedeki savaşın bitmesi, İran’ın resmi açıklamalarında “memnuniyetle karşılandığı” yönünde olmuştur. Neticede, ABD’nin İran ile yakınlaşma politikası gerçekleşirse, bu durumun Rusya ve İsrail açısından arzulanmayacak bir politika olacağı bilinmelidir. Bu nedenle, ABD’nin İran politikası, çok değişkenli bir denklem özelliğinde çözüm bekleyen önemli bir sorun olarak durmaktadır.

2-ABD ile İran’ın anlaşması İsrail için arzu edilmeyen bir durum olmasına rağmen, İran’ın nükleer programdan vazgeçmesi İsrail’i nükleer güç olacak büyük bir Müslüman ülke tehlikesinden korumuş olacaktır. Bu açıdan İsrail, ABD-İran anlaşmasına ses çıkarmayabilecektir.

3-İran bu anlaşmayı isteyecektir. Çünkü, ekonomik ve sosyal açıdan sıkıntılı bir dönem geçiren İran, ABD ile anlaşarak rahatlamak isteyecektir. İran, orta dönemde (1-5 yıl arası) hem Süleymani hem de Fahrizade suikastlerinin intikamını almaya yönelik olarak, fail olarak gördüğü ülke veya kişilere yönelik kapsamlı bir saldırı gerçekleştirebilir. Bunu uluslararası düzeyde güçsüz olmadığını göstermek için yapabilecektir.

4- İran ile ABD’nin anlaşmaya varması Türkiye açısından olumlu bir gelişme olacaktır. İran ile Türkiye  “rakip ama düşman değiller”dir.  Bu nedenle, Türkiye’nin sınır komşusu ve büyük bir pazar olan İran’a yönelik ambargoların kaldırılması Türkiye ekonomisine olumlu yansıyacak ve ticaret hacmi artacaktır.

5- ABD ve İran nükleer konuda anlaşamaz ve İran’a yönelik ambargolar kaldırılmaz ise yaşanabilecek en muhtemel gelişme; İran’ın çok kısa sürede nükleer bombalara sahip olma çabası ve İsrail veya Suudi Arabistan hedeflerine yönelik kapsamlı bir saldırı gerçekleştirmesi olabilir. Böyle bir gelişmenin bölgede ciddi bir savaş riskini de beraberinde getirebileceği olasıdır.

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık