Sol Sütun
Sağ Sütun
Site En Üst

17 Nisan 2021, Cumartesi

Erzurum'un Ulusal'daki Yüzü Erzurum Arena Gazetesi

YENİ NORMAL

Resmi kayıtlara göre 1 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Hubei bölgesinin başkenti olan Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip coronavirus (COVİD-19) salgınında bir yılı tamamladık. 11 Mart 2020 de Dünya Sağlık Örgütü tarafından tüm dünyayı etkisine aldığı için küresel salgın ilan edilen virüsün etkilerini bir çoğumuz çok yakından hissettik. Kimimiz bu musibeti bizzat yaşadık, kimimiz ise sevdiklerimizi, yakınlarımızı ve yanı başımızda bulunmalarıyla hayatımıza değer katanları toprağın altına verdik. Bu vesileyle virüs nedeniyle vefat edenlere Allah'tan rahmet, yakınlarını kaybedenlere de başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

 

Süreç içinde, kraliçesinden aristokratlarına, devlet başkanlarından çok büyük şirketlerin yöneticilerine, burjuvasından işçisine herkes aynı insani refleksle virüsten korunmaya çabaladı. Bir anlamda ülkelerin toplumsal gelişmişlik düzeyleri salgının en şiddetli olduğu dönemde pek önemli olmadı. Her ne kadar aşıyı geliştirse ve “bedeli” karşılığında dünyaya dağıtımını sağlayacak olsa da, Batı dünyasının hastalığa karşı tutumunu, ekonomiyi önceleyen yaklaşımını ve halkının yönetimi nezdindeki yerini de istatistiksel verilerden görmüş olduk. Öte yandan başkasının sipariş ettiği maskeleri daha fazla ücret ile alan ülkeler yada geliştirilecek olan aşıyı Afrika’da denemeyi öneren doktorlar ahlaki, insani ve etik değerlerin nasıl da yozlaştığı bir dünyada yaşadığımızı da gözler önüne sermiş oldu.

 

Aşının kademeli olarak uygulanmaya başlaması ile birlikte COVİD-19’dan sonra iş yaşamından eğitime, aile ilişkilerinden ekonomik süreçlere kadar bir çok alanda meydana gelmesi öngörülen değişimler ve bu değişimlerin muhtemel etkileri farklı platformlarda tartışılmaya devam ediyor. Sadece profesyonellerin yer aldığı platformlar değil sosyal medya, kahvehaneler ve dost muhabbetleri de salgından sonra karşılaşacağımız değişimler ve bu değişime nasıl ayak uydurulması gerektiğine dair görüşler ve teorilerin tartışıldığı mecralar haline geldi. Yeni normal olarak tanımlanan pandemi sonrası dönemle ilgili fikir yürütenler çoğunlukla bu süreçte, önümüze konan “tek seçeneklerden” yaptığımız tercihlerimizden elde edilen tecrübeler ve özellikle fütüristlerin öngörülerinden ilham alıyor.

 

Bir anlamda dünyanın yeniden dizayn edilmesi olarak tanımlayabileceğimiz yeni normal denen dönemde, 2011 yılında Almanya Başbakanı Merkel tarafından Hannover Fuarında Endüstri 4.0 olarak ilan edilen yüksek teknoloji ve dijital dönüşümün etkilerini yoğun bir şekilde yaşayacağımız aşikar. Pandemi süreci ile birlikte eğitimin ve toplantıların zorunlu olarak dijital platformlardan yürütülmesi gibi yeni yaklaşımlarla toplum rutinlerinden vazgeçerek yeni teknolojik gelişime ayak uydurmaya sosyolojik olarak zaten uygun hale geldi.

 

Bundan sonrası tüketime teşvik ve dönüşüme itaate zorlamak olacak muhtemelen. Zaten son iki yıldır değişim dinamiğinin hızlandığını ve insanoğlunun sürekli olarak yeniliklere alışmakla meşgul olduğunu gözlemliyoruz. Evlerde kullanılacak bilgisayar, tablet, yazıcı, grafik tablet gibi teknolojik gereç ve ekipmanlara yönelik harcamalar zaten arttı, daha da artacak. Kurum ve kuruluşlarda da dönüşüme yönelik eylemler ve daha külfetli bir tüketim söz konusu olacak. Öte yandan yoğun ve hızlı dijitalleşmenin olağan sonucu verilerin bulutta saklanacak olması ile önemli güvenlik protokolleri ve yatırımlar da söz konusu olacak. Bu, dönüşüme bağlı tüketim fırtınasında özel sektörün kamuya göre daha mutedil ve rasyonel yaklaşımda bulunacağını düşünüyorum.

 

Yeni dünyanın koca koca şirketlerinin devletler üstü çalıştığı yeni bir dönemden bahsediyoruz. Söz konusu olan; güç ve dengelerin şekillendiği ve bizim kaçırdığımız önceki sanayi devrimlerinin aksine üstünde olduğumuz ama her an ayağımızın altında kaçabilecek hızda ilerleyen bir endüstrileşme devrimi. Teknolojiyi geliştirip üretmeye ve yönetmeye eskisinden çok daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönem bekliyor bizi. İşte tam da bu noktada nasıl bir aksiyon almamız gerektiğine çok hızlı karar vermeliyiz. Hayranlıkla takip eden, satın alan ve övünen mi olacağız, yoksa düşünen, üreten ve rekabet eden mi?

 

Meşhur bir söz vardır: “Teknolojiyi yönetemezseniz teknoloji sizi yönetir!”. Teknolojiyi üretebilmek yönetebilmek demektir. İşte bu noktada ezberden anlatılan yeni normali değil, kendi yeni normalimizi konuşmamız, kendi yeni dönemimizi tasarlamamız gerekiyor. Transfer edip kullanma odaklı bir yaklaşım ekonomik büyümenin ve kalkınmanın önündeki en büyük engeldir. Kalkınmanın olmadığı yerde ise özgürlüklerin ve kişisel mülkiyetin güvende olmadığının altının çizilmesi gerekiyor artık. Bu da yükseköğrenimden sanayiye, tüketiciden esnafa kadar kültürel bir dönüşümü zorunlu kılıyor. Zira kültürel bir devrim yaşamadan teknolojik devrimi yaşama imkanı yok maalesef.

 

Bir defa eşit ve adil eğitim hakkını sağlamak için acilen çözüm üretmemiz gerekiyor. Uzaktan eğitim koşullarında bilgisayar sahibi yada internet imkanı olmayan öğrencilerin eğitimlerinin kesintiye uğraması gelecek açısından son derece kaygı verici. Şimdiye kadar seferberlik başlatılıp çözülmüş olması gereken bir sorun bu. İlle de devletin çözmesi gereken bir problem değil bana göre. Birbirine “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” isimli kitabı okumayı tavsiye edenlerin sayısı bile çözüm için yeter muhtemelen.

 

Milli eğitim camiası, dernekler sendikalar pandemi döneminin ilk ve orta öğrenim öğrencilerinin öğrenme davranışlarına ve ders dışı faaliyetlerine etkileri ve değerler eğitimine yönelik uzaktan eğitim araçlarının geliştirilmesi üzerine ciddi kafa yormalı. Çünkü karakteristiğini bilmediğimiz ve gelecekte yaşayacağımız “yeni bir yeni normalin aktörleri” olacak olan bir nesil bu çocuklar.

 

İkinci olarak bilginin ekonominin önemli sürücüsü olduğu bu dönemde alışkanlıklardan ve kolaydan vazgeçilmeli. Gerek sanayi gerekse üniversiteler kamunun teknolojiye sahip olabilme mücadelesine yeterince katılamıyor maalesef. Meslek odalarının, birliklerin ve yükseköğretim kurumlarının paradigmalarını gözden geçirmesi gerekiyor. Yükseköğretim kurumları bilgiyi üretmeden, ithal eğitim platformları ile geçmiş bilgilerin aktarıcılığını değil öğrencinin bilgi üretiminin içinde nasıl yer alabileceğini tasarlamalı.

 

Sanayi ise üniversiteye ve araştırmacılara değer vermeli. Ülkenin genç mühendis, mimar ve ekonomistlerinin nitelikleri ve iş dünyasındaki değerleri teminat altına alınmadıkça yarışın içinde olmamız çok zor. Bir işverenin gözünde topa çok iyi kafa vuran gençle, bilim ve teknoloji, kültür-sanat ve ekonomiye katkı sağlayacak kafaya sahip olanın en azında aynı refah seviyesinde olması gerektiği kabul görmeli. Aksi takdirde sosyal adaletin olduğu kalıcı ve sürdürülebilir bir büyüme göremeyeceğiz.

 

Yeni normalden benim anladığım ve beklentim budur. Yeniden doğmak zorundayız. Bilimde, teknoloji üretmede, siyasette, edebiyatta, ekonomide yeni ve güzel şeyler söylemek zorundayız.

“İki günü birbirine eşit olan zarardadır, aldanmıştır” düsturu ile her gün yeniden doğmalı, bir öncekine göre daha güzel bir Türkiye gördüğümüz her gün yeni normalimiz olmalı.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

  • HARUN YAZGAN

    HARUN YAZGAN 16.12.2020 04:22

    Yüreğinize saglik hocam.cok güzel konulara değinmişsiniz böyle zor bir süreçte devletimizle daha bir siklasip devletin yanında olmaliyiz

  • Seyit Ali devrim

    Seyit Ali devrim 16.12.2020 08:04

    Hocam insanların kendini yenilemesi lazım çok güzel olmuş eline sağlık

  • Hacer kolcu

    Hacer kolcu 16.12.2020 10:24

    Düşünen üreten rekabet eden olmalıyız

  • Selim Nehri

    Selim Nehri 16.12.2020 11:09

    Yüreğinize sağlık hocam...

  • Turgay Ata

    Turgay Ata 16.12.2020 21:21

    Zevkle okudum yazınızı. İnşallah o yeniden doğuşu gerçekleştirebilir ve bu Haydut devletlerin egolariyla aziz milletin zamanını boşa harcamayız. Yazıların devamını diler saygilar sunarım

  • Burhanettin yıldız

    Burhanettin yıldız 17.12.2020 15:42

    Ezbere dayalı mevcut eğitim sistemi ve bilim insanlarına bakış açınız atfedilen değer ile başta fen ve edebiyat olmak üzere diğer alanlarda dünya ile rekabet imiz çok Zor.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık